Gerek site mailine gelen sorulardan gerekse sosyal medyaya yansıyan olaylardan anlaşıldığı kadarı ile iddianamelerde ve görülen davalarda çok açık usul hataları yapılmaktadır. Bu hataların her biri verilecek kararın bozulması sonucunu doğuracak esaslı hatalardır. Bu nedenle savunmalarda ve istinaf/temyiz dilekçelerinde (kendi yargılamanızda bulunup bulunmadığına bakarak) bu hatalar mutlaka dile getirilmelidir.

Tespit edilen örnek bazı usul hataları;

1- İddianamede her bir şüphelinin suç teşkil eden eylemi ayrı ayrı anlatılarak, karşılığı olan suçun ve sevk maddesinin gösterilmesi zorunludur.

Buna rağmen iddianamelerde her şüpheli hakkındaki eylemin ayrı ayrı gösterilmesi gerekirken kolaya kaçılarak toplu değerlendirmeler yapılarak davalar açılmaktadır. Sanki cezalandırılması istenen birey değil bir grup yada cemaatmiş gibi bir dille iddianameler düzenlenmektedir. Genel, soyut ifade ve kanaat bildiren cümlelerle, hiçbir maddi delile dayanmayan, hukuk dışı elde edilmesine rağmen bunu görmezden gelerek  iktidar destekli basın içeriğindeki ifadeler kullanarak hikayemsi hatta bazen tarihi bir öğretici eser edasıyla iddianame düzenleme modası başladı. Normal bir hukuk devletinde mahkemenin bu iddianameyi hukuk tokadıyla yüze çarpar gerekçelerle iade etmesi gerekir.

Bu nedenle iddianameyi iyi incelemelisiniz. Doğrudan size isnat edilen ve suç teşkil ettiği ileri sürülen eylem nedir? Bunu tespit edemiyorsanız ve iddianamede sadece “ örgüt şunu yapıyor, bunu diyor vs.” Şeklinde anlatımlarla sayfaları doldurup sizinle ilgili de “…isimli şüpheli de örgüt üyesidir” diyorsa bu iddianamede suç teşkil eden eylem bireysel anlatılmamış demektir.  Bu durumun savunmadan önce mahkemeye bildirilerek öncelikle iddianamenin yeniden savcılığa gönderilerek bu eksikliğin giderilmesi istenmelidir. Bu talep açıkça tutmağa yazdırılmalı ve mahkeme iade yoluna gitmeyecekse bunun gerekçeli bir ara kararla reddinin istenmelidir. Bu talebin de tutanağa yazdırılmasında mutlaka ısrarcı olun. Unutmayın bu talep savunma yapılamadan önce hatta iddianame okunmadan önce dile getirilmelidir.  Eksiklik giderilmeden eylem belirtilip somutlaştırılmadan savunma yapılmamalıdır. Mahkeme talebinizi ret ederse bu husus mutlaka Yargıtay/İstinafa taşınmalıdır.

2-Savunmalara başlanmadan ve henüz iddianame okunmadan önce söz alıp tutanağa geçmesini sağlayıp mahkemenin görev konusunda karar vermesi gerektiği talep edilmelidir.Çünkü;

Sonuçları suistimal edilen menfur darbe girişimi sonrası oluşan yargısız infaz ortamında elde bulundurulan görsel ve yazılı basın aracılığı ile topluma, önceden beri varmış algısı yerleştirilen bir terör örgütünden bahsediliyor. OYSA NE MENFUR DARBE GİRİŞİMİNDE NE DE HALA HUKUKEN TANIMI YAPILMIŞ BÖYLE BİR TERÖR ÖRGÜT YOKTUR.

Yerleşmiş Yargıtay içtihatları ile de sabit olduğu ve hukuk okuyan herkesin de bileceği gibi ( iddianameleri düzenleyen savcılar genelde havuz medyasından bilgi dağarcıklarını besledikleri için onları hukuk okumuş bu kitle dışında tutmak zorundayım) bir oluşuma terör örgütü diyebilmeniz için o örgütle ilgili Yargıtay ilgili dairesinin onayından geçmiş kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunması gerekir. İddianamelerde geçen ve adı siyasetçiler ve onların emrindeki basın tarafından konulan terör örgütü diye dile getirilen bir örgütle ilgili KESİNLEŞMİŞ BİR MAHKEME KARARI YOKTUR. Yani ne öncesinde ne de şuan Gülen cemaati yada hizmet hareketi diye adlandırılan grubu terör örgütü sayan KESİNLEŞMİŞ BİR MAHKEME KARARI YOKTUR.

Aksinin ispatı hukuken mümkün olmayan bu gerçekliğe rağmen insanlar hakkında “terör örgütü üyeliği iddiasıyla” davalar açılmaktadır. Hatta hukuken olmayan örgüte üyelikten insanlara 6 yıl 7 yıl gibi cezalar veriliyor ve kimse bu rezilliğe dur diyemiyor maalesef. Hukuken olmayan ve henüz Yargıtay’ca tanınmayan örgüte geçmişe dayalı üyelik iddiası hukuk tarihinin unutamayacağı bir rezalettir.

Buna rağmen savcılar olmayan bir terör örgütünü varmış gibi göstererek hem sahte içerikli iddianame düzenleyerek RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK SUÇU İŞLEMEKTEDİR hem de davaları görevsiz mahkemelere açmaktadırlar.

Hukuken tanınmayan bir örgüt nedeni ile terör suçlarına bakmakla yetkili Ağır Ceza Mahkemelerine kamu davası açılamaz. Bu davalarda bu mahkemelerin görevsizlik kararı vererek dosyayı genel yetkili Ağır Ceza Mahkemelerine göndermesi gerekir.

Bu nedenle iddianame okunmadan önce söz alarak  görevsizlik kararı verilmesi talep edilmelidir. Bu talebin de mutlaka tutanağa geçirtilerek hatta yazılı talep olarak da verilerek mahkemeden bu talebin gerekçeli olarak reddine dair ara karar istenmelidir.

3- Nerede ise bütün yargılamalarda mahkemelerin görev ve yetki sorunu var. İddianamede kişinin Bylock kullandığı suç olarak ileri sürülmüş ise ve Bylock’u bilgisayarına indirdiği yada kullandığı tarihi yazmasına rağmen dava kişinin son görev yaptığı yerde görülmektedir. Oysa suç tarihinde başka bir şehirde ise suç yeri orası olacağı için şuan yargılama yapan mahkeme yetkisiz mahkemedir. Mesela suç tarihi olarak gösterilen tarihte Van ilinde iseniz ve siz Ankara’da yargılanıyor iseniz mutlaka İDİANAME OKUNMADAN ÖNCE  yetkisizlik itirazında bulunun.

Yine hukuken olmayan bir terör örgütüne üyelikten dolayı terör suçlarına bakan özel yetkili mahkemelerde yargılanıyorsanız görevsiz mahkemede yargılanıyorsunuz demektir çünkü terör suçu diyebilmek için varlığı daha önce kesinleşmiş mahkeme kararı ile belli olan bir terör örgütünün bulunması gerekir. Bu olmadığına göre sizin doğal hakim ilkesi gereği genel mahkemelerde yargılanıyor olmanız gerekirdi. Bu hususu da mutlaka talep olarak dile getirin, mahkemece kabul görmez ise istinaf/temyiz konusu  yapın.

4- Ayrıca şuan yargılama yapan tüm özel yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri suç tarihi olarak gösterilen tarihlerden sonra kuruldu. Hem de siyasilerin “bu davalara bakmak için özel yetkili mahkemeler kurulacak”  beyanları ile ve iktidarın desteklediği Yargıda Birlik Platformu isimli derneğin üyesi olan HSYK üyelerinin kararı ile kuruldular. Görev yapan hakimlerin nerde ise  tamamı da bu derneğe üye. Yani her ne kadar ismine terör suçlarına bakmakla görevli denilerek genel bir ifade kullanılsa da kişilere ve olaya göre mahkeme kuruldu. Bu durum DOĞAL HAKİM İLKESİNE açıkça aykırıdır ve en nihayetinde AIHM önünde ele alınacaktır. Ama bunu savunma olarak her hâlükârda şimdiden ortaya koymakta çok büyük fayda var.

5- Yargılama sırasında mahkeme heyetine saygıda kusur etmemek esas olmakla birlikte asla yasanın verdiği hakları usulünce kullanmaktan çekinmeyin.

Mahkeme başkanının tarafsızlığına gölge düşürecek veya ihsası rey anlamına gelecek her söylem ve eylemi mutlaka uygun bir tarzda duruşma tutanağına geçirtilmelidir.

Sosyal medyaya yansıyan haliyle; “anlat anlat zevkli oluyor”, “bu anlattıklarına sen inanıyor musun?” , “ bunca insan şehit oldu, hiç mi vicdanın sızlamıyor” gibi açıkça vereceği kararı belli eden yada kimlik tespitinde bekarım diyene “niye sana katalog göstermediler mi?” diyerek dalga geçmek suretiyle dolaylı peşin hükmünü ortaya koyan yada alaycı el hareketi yapan, gülen, yüz mimikleri yapan vs.. hakimin beyanının yada davranışının tutanağa yazılması için her türlü çabayı gösterin. Kendi ağzınızdan “biraz önce şunu dediniz, şöyle yaptınız , bunu tutanağa yazın” talebinizi geçirin. Hakim bunu dahi yazmazsa gerekirse savunma dahi yapmayın ve savunma olarak ”söylediğiniz şu cümleyi tutanağa yazmadınız, tarafsız değilsiniz” deyip mutlaka hakimi reddedin. Hakimin reddi yasanın size verdiği bir haktır.

Bu talebi sadece başkanla ilgili değil, aynı söz yada eylemi yapan üye hakimler için de yapabilirsiniz.

Böyle bir hakimle ilgili ASLA “hakimi sinirlendirmeyeyim” “belki beraat verecektir” gibi düşüncelere kapılmadan yasanın size verdiği ve kullanımı bir hak olan hakimin reddi hakkınızı kullanın.

Hakimin ret sebeplerini tutanağa yada dosyaya yansıtamıyorsanız, olan olayları bir dilekçeye döküp ilgili hakimi Hakimler ve Savcılar Kuruluna şikayet edin. Sonuç alamayacağınızı bilseniz de kayıtlara geçmesi ve ilerde lehinize kullanabilmeniz için mutlaka şikayet hakkınızı kullanın.

Diğer taraftan yargılamayı yapan hakimlerin varsa twitter yada facebook gibi sosyal paylaşım sitelerindeki yazdıklarını da kontrol ermekte fayda var. Eğer bir hakim bağımsızlığına ve tarafsızlığına yakışmayacak siyasi yada yaşanan olaylara ilişkin peşin hüküm içerir paylaşımları varsa bu hakimi mutlaka 5271 sayılı CMK’nın 24 ve 25. Maddeleri gereğince reddedin ve bu konuda bir karar verilmesini isteyin.

6- Savunma size yöneltilen suçlama ile ve delillerle ilgili herşeyi kapsayacak şekilde  mümkün olduğunca uzun tutulmalıdır. Gerekirse yazılı savunma hazırlanıp bu duruşmada okunmalıdır.

Hakimin “savcılıkta ifade vermişsin, farklı söyleyeceğin var mı?” gibi bir sorusunu asla kabul etmeyin ve “ben ayrıntılı olarak savunma yapacağım” deyin.

Unutmayın! Sanık sayısının çokluğu, zaman darlığı, o gün o mahkemede başka davaların da olması gibi hususlar size yüklenebilecek kusurlar değildir. Sanık suçlamayla ilgili istediği uzunlukta savunma yapabilir ve sözü kesilemez. Aksi durumda bu hususu tutanağa yazdırın ve hakimden savunmasını niye bitirmesi gerektiği yada kısa yapması gerektiğine dair ara karar kurmasını isteyin.

Asla “hakim acele ediyor, bana beraat verecek, ters düşmeyeyim gibi bir düşünceye girmeyin. Savunma sizin en doğal ve kutsal hakkınızdır. Ona müdahaleye izin vermeyin.

7-  Bu hukuksuz dönemde arama ve gözaltı gibi işlemlerde CMK ve yönetmeliklerdeki hükümlere uyulmadı. Sanki darbe teşebbüsü suçunda hukuk askıya alınırmış gibi bir mantıkla polisler her işlemi yasalara aykırı yaptı. Hakim kararı gereken işlemlerde karar alınmadı, yine arama el koyma işlemleri usule uygun yapılmadı.  Dijital eşyaların imajı alınmadan hatta tutanaksız bile el koyuldu. Bu nedenlerle savunmaya arama ve gözaltı kararlarının hukuksuzluğundan bahsederek başlanmalı, bunların usulsüzlüğü MUTLAKA dile getirilerek tutanağa geçirtilmeli. Bu usulsüzlüklerden dolayı elde edilen delillerin yasak delil olduğu,  soruşturmanın başından itibaren sakat olduğu ve buna
bağlı olarak kovuşturanın da yasal olmadığı dile getirilmeli. (ZEHİRLİ AĞACIN MEYVESİ DE ZEHİRLİ OLUR KURALI )

8-Savunmanızdan sonra size dosyadaki sizinle ilgili belgeler okunup bu belgelere karşı beyanınız alınacak. Gerçekte okunmayan ancak hakimce “şu tarihli rapor okundu, doktor raporu okundu, sanıktan soruldu.” Gibi cümleler kurulmasına izin vermeyin. Eğer o belgeleri bilmiyorsanız ve aleyhinize içerikleri olabilecekse   hiç  çekinmeden “okumadınız ki, lütfen açıkça okuyun” talebinizi iletin.

Özellikle emniyette yada jandarmada darp edilmişseniz ve doktor raporunuzda bu husus yoksa bu raporu okutup gerçekte olanları anlatarak mutlaka tutanağa yazdırın.

“Önceki ifadesi okundu” gibi bir şekli cümleyi kabul etmeyin. Eğer ilk ifadenizi kabul etmeyecekseniz okutup, sebeplerini açıkça tutanağa yazdırın. Yada savcılıkta, emniyette ve jandarmada işkence, tehdit, hakaret, aldatma, yakınlarınızı tutuklatma gibi bir tehdit altında ifade vermişseniz, aç susuz bırakılarak, uykusuz, hasta, yorgun bırakılarak ifadeniz alınmışsa önceki ifadenizin okunmamasını gerekçesiyle açıklayıp, tutanağa yazdırarak reddedin.

9- Dijital materyallere usulsüz olarak el konulduğu, imaj alınmadığı, bu nedenle bunlardan elde edilen verilerin delil değerinin bulunmadığı, bu verilerin usulsüz olarak elde edilmiş olmaları nedeniyle delil olarak değerlendirilemeyeceği MUTLAKA belirtilmeli.

USULSÜZ EL KOYMA VARSA  BU VERILERİ KABUL ETMEMELİ ve MUTLAKA “USULSÜZ EL KONULDUĞUNDAN KABUL ETMİYORUM” DENMELİ.

10-Tanık, gizli tanık ve muhbir vb. Kişilerin beyanları dikkatli okunmalı. Aleyhe beyanlar kabul edilmemeli. Bu kişilerin mutlaka duruşmaya getirilerek (yüzyüzelik ilkesi gereği) dinlenmesi ve kendisine soru sorulması için imkan tanınması talep edilmelidir.

Özellikle YÜZLEŞTİRME istenmelidir. Bu sizin en doğal hakkınızdır ve çok önemli bir taleptir.

Bu kişilerin soruşturma ifadelerinin okunularak yetinilmesine ASLA rıza gösterilmemelidir. Eğer mahkeme duruşmaya getirmeyi kabul etmiyorsa bunu bir ara kararla gerekçeli reddetmesi istenmelidir.Zira duruşmada değerlendirilmeyen bir hususun ve dinlenmeyen, soru sorma hakkı tanınmayan bir tanığın beyanlarının hükme esas alınması imkansızdır.

11- Yapılmışsa yasak sorgu yöntemleri (işkence, kötü muamele, tecavüz yada tehdidi, tehdit, aldatma, vaat, hakaret, aç susuz bırakma, uykusuz, yorgun ve hasta bırakma gibi)  savunmadan önce mutlaka cesaretle ayrıntılı olarak zapta geçirilmeli, dosyaya girmesi sağlanmalıdır. Yasak sorgu yöntemleri 5271 sayılı CMK’nın 148. Maddesinde belirtilmiştir ve hiçbir dönemde buna OHAL de dahil bu madde yok sayılamaz.

Sosyal medyaya yansıdığı şekliyle; “bize kendi mağduriyetini anlatma, savunma yap” diyen hakime itiraz edilmeli, bununda savunma olduğu hatırlatılmalı, yine de reddederse hakim reddedilmelidir. Bu yaşadığınızı söylediğiniz olaylar dinlenmeden ve tutanağa geçirilmeden asla savunma yapmayın, bu konuda ısrarcı olan hakimi mutlaka şikâyet edin. Yaşadığınız olayları da yazılı olarak dilekçeyle dosyaya sunun.

Ayrıca bu işlemleri yapanlarla ilgili (isim bilmeseniz dahi) , ve raporunda yazmayan doktor hakkında da olayları tam anlatarak savcılığa dilekçe ile suç duyurusunda bulunun. Sonuç çıkmaz demeyin, mutlaka bunu yapın. İlerde hak aramanız için çok önemli bir konu.

12- İDDİANAMEDE BULUNDUĞU BİLDİRİLEN VE HÜKME ESAS ALINACAK DELİLLERIN DOSYADA BULUNUP BULUNMADIĞI ISRARLA DİLE GETIRİLMELİDİR.

Başka yerlerden alınmış kopyala yapıştırlarla yargılama yapılamayacağı, kopyalanan metnin içeriğinde bahsedilen delillerin dosyada bulunması gerektiği belirtilmeli, gerçekten böyle bir delilin var olduğunun somut olarak ispatlanması gerektiği açıklanmalı, yapılmadığı takdirde bu eksiklik  mutlaka istinaf/temyiz yoluna gidildiğinde belirtilmelidir.

13- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu iddianame düzenleyen savcıya sadece şüphelinin aleyhine olan delilleri değil, lehine olan delilleri de toplama ve bunları da iddianamesinde belirtme görevi vermiştir.

SADECE ALEYHE DELİLLERIN TOPLANDIĞI LEHE OLAN DELİLLERİN HİÇBİRİNİN DOSYADA TOPLANMADIĞI DURUMLARDA LEHE DELİLLER BELİRTİLEREK GEREK SORUŞTURMA AŞAMASINDA GEREKSE KOVUŞTURMA YANİ YARGILAMA AŞAMASINDA TOPLANMASI İSTENMELİ,BU YAPILMADIĞI TAKDİRDE (Kİ YAPILMIYOR)  İSTİNAF VE TEMYİZ YOLUNDA BU HUSUS DİLE GETIRİLMELİ, SOMUT İZAHLAR YAPILMALIDIR.

14- Eğer aleyhinize dijital veriler delil olarak gösteriliyorsa yani evinizden alınan bilgisayar yada cep telefonu gibi cihazlardaki program ve yazılar aleyhinize delil olarak ileri sürülüyorsa bu delillerin hukuka aykırı elde edildiği savunması mutlaka yapılmalıdır.

Çünkü gelen sorulardan ve sosyal medyadan öğrenildiği kadarı ile bu dönemde yapılan aramalarda elektronik eşyalara doğrudan el koyularak delil olarak emniyete yada savcılığa götürüldü. Oysa CMK’nın 134. Maddesi gereğince, aramada bilgisayar, tablet yada cep telefonu gibi eşyaların tutanağa bağlanarak imajının yani teknik olarak içeriğinin bir suretinin çıkartılarak el konulması gerekirdi. Bu işlemler yapılmadan , gerekli incelemeler emniyette yapılacak denerek el konulmaktadır. BU EL KOYMA YASAYA UYGUN DEĞİLDİR. Bu şekilde sabitlenmeden ve güvene alınmadan el konulan eşyalara çok rahat bir şekilde sonradan müdahale edilerek suç teşkil eden içerik yüklemesi yapılabilir. Bu nedenle yargılamada bu şekilde bir delil okununca mutlaka “bu yasaya uygun elde edilmiş bir delil değildir, hükme esas alınamaz” diye itiraz edip duruşma tutanağına yazdırın. Yine bu konuyu istinaf/temyiz aşamasında gerekçe olarak yazın.

ÖZELLİKLE BYLOCK İSİMLİ HABERLEŞME PROGRAMININ  MAHKEME KARARINA DAYANMADAN ELDE EDİLDİĞİ, İÇERİK BULUNMADIĞI, BULUNSA DAHİ İSTER SUÇ İÇERSİN İSTER İÇERMESİN USULSÜZ ELDE EDİLDİĞİNDEN DELİL DEĞERİNİN BULUNMADIĞI/YASAK DELİL OLDUĞU MUTLAKA DİLE GETİRİLMELİDİR.

15-Buna rağmen yargılama sonunda hakkınızda Bylock isimli haberleşme programı gerekçe gösterilerek mahkûmiyet kararı verilirse, Bylock ile ilgili gerekçenin EMNİYETİN bazı mahkemelere gönderdiği “içerik tespiti yapılamaz” yazısına ve MİT’in “istihbari çalışmadır, delil olarak kullanılamaz”  yazısına açıkça aykırı olduğu dile getirilmelidir.

16- Maalesef bilinmesine rağmen yasaların suç saymadığı eylemler (bankaya para yatırma, gazete-dergi aboneliği, yardım toplama, sohbete katılma vs..) iddianamelerde suç eylemi olarak anlatılmaktadır. Oysa kanunlarda yazmayan bir eylemin suç oluşturmayacağı (KANUNSUZ SUÇ VE CEZA OLMAZ İLKESİ), idari işlem yada kararla bir eylemin suç haline getirilemeyeceği savunmanızın temeli olmalıdır.

Medeni insan göstergesi olan bu fiillerin sanki suçmuş gibi önünüze konulmuş olması karşısında asla suçlu psikolojisine girmeyin. Suçu ikrar, itirafçılık gibi aldatmacalarla yaptıkları saçmalıkların farkında olanlara psikolojik rahatlama ortamı oluşturmayın. Kendi aleyhinize delil oluşturmayın demiyorum çünkü hem savcılar ve hem de hakimler, hatta siz bile bu eylemleri suç olarak kabul etseniz de suç olmadıkları gün gibi ortadadır ve ASLA DELİL OLARAK İLERİ SÜRÜLEMEZLER.

17- Hala tam olarak ne olduğu dahi anlaşılamayan ama sonuçları açıkça suistimal edilen menfur darbe teşebbüsü olayından sonra oluşan korku ortamında avukatlar görev yapamadı. Bazı yerlerde de bilinçli olarak görev yapmaları hem güvenlik güçleri tarafından hem de maalesef bizzat barolar tarafından engellendi. (Hatırlayın; İstanbul Baro Başkanı Av. Ümit Kocasakal’ın genel kurulda yatığı “avukat istediler vermedik, siz bizi aptal mı zannettiniz” şeklindeki avukatlık tarihinin en utanç verici konuşması)

Bu nedenle; savunma hakkının OHAL döneminde sistematik bir şekilde kısıtlandığını, baroların dahi asli vazifelerini yapmadıklarını, avukatların korkudan vekalet alamadıklarını, zorunlu avukatların ne emniyette ne de savcılıkta hiçbir esaslı işleme müdahil olmadıklarını hatta hakkınızı bile savunacak cümlelerden kaçındıklarını, yasal şekil şartının yerine getirilmesi için bulundurulduklarını mutlaka ama mutlaka anlatın. Kendi örneğinizi de söyleyerek zorunlu müdafiinin bir şekil olarak ifade almada bulundurulduğunu ASLA hukuki bir yardımda bulunmadığını savunmanızda belirtin. Önceki ifadenizi kabul etmeme gerekçesi olarak dahi bu gerekçeyi ileri sürebilirsiniz.

5271 sayılı CMK’nın 147/1-c ve 149. Maddesi oldukça açıktır ve aksini ileri sürmek hiçbir dönemde mümkün değildir. Peki ifadeniz alınırken hanginize “avukat tutma hakkınız olduğu, tutamayacak durumda iseniz devlet tarafından avukat görevlendirilebileceği” söylendi? Ya da hangi görevli (buna savcılar da dahil) size “soruşturmanın her aşamasında avukatınla (zorunlu CMK avukatı da dahil)  görüşebilirsin , ifade süresince avukatla iletişim kurup hukuki yardımından faydalanabilirsin” dedi? Bu soruya “evet” diyecek kişinin olmadığına eminim. O zaman bu husus dahi hem savunma olarak hem de önceki ifadenizin geçersiz sayılmasına gerekçe olarak mutlaka ileri sürülmelidir.

Özellikle cezaevlerinde avukatla görüşmeler kayıt altına alınmakta, belge teslimi engellenmekte olduğu için bunun mutlaka savunmada dile getirilmesi gerekir. Bu hem bizim yasalarımıza hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine açıkça aykırı bir uygulamadır ve savunma hakkının kısıtlanmasıdır. Bunu savunmanızda dile getirin ki en nihayetinde AIHM önünde bu hususu ileri sürebilesiniz.

18- Savunmanızın başka bir şehirden yani bulunduğunuz cezaevindeki SEGBİS sistemi aracılığı ile alınmasına asla rıza göstermeyin. Yargılamada asıl olan YÜZYÜZELİK İLKESİDİR. Yargılamanın yapıldığı yere günü birlikte olsa sevkinizin yapılarak bizzat mahkemede yargılamayı yapan heyetin yüzüne bakarak, diğer sanık ve dinlenen tanıklara doğrudan soru sorma imkanı bularak yargılanmayı talep edin. Duruşmalardan vareste/bağışık tutulmayı (yani yokluğunuzda duruşma yapılmasına rıza gösterme) asla talep etmeyin, bu şekilde yokluğunuzda delil tartışması yapılmasına itiraz edin.

19- Dinlenen tanık beyanları arasında ve tanığın duruşmada verdiği beyanlar ile önceki beyanları arasında çelişki olup olmadığına, varsa bu çelişkinin giderilip giderilmediğine dikkat edin. Böyle bir durum tespit ederseniz hiç çekinmeden hakime bu çelişkiyi açıklayarak çelişkinin giderilmesini talep edin.

20- Dosyada bilirkişi bu bilirkişi raporu size verilerek yada duruşmada açıkça okunarak rapora karşı beyanınızın alınması zorunludur.  Bu sorulmamış ve bu imkan size tanınmamışsa mutlaka istinaf/temyiz yolunda bunu dile getirin. Ayrıca dosyada aynı konuda birden fazla  bilirkişi raporu varsa ve aralarında çelişki var ise bu çelişkinin de mutlaka giderilmesi gerekir. Aksi halde denetime olanak tanımayacak şekilde hiçbir rapor hükme esas alınamaz.

21- Dosyadaki bilirkişi raporu aleyhinize ise kabul etmeyin ve yeni bilirkişi incelemesi talep edin. Özellikle bylock konusunda sitemizde bulunan bilgilendirme yazısındaki hususları ihtiva eden bilirkişi incelemesini MUTLAKA TALEP EDİN. Mahkeme talebinizi reddederse ara karar kurmalıdır. Bu ara kararı kurmazsa yada ara karar kurar da ret kararını gerekçeli açıklamazsa yeni bilirkişi incelemesi talebinizi de dile getirmekle birlikte bu konuyu da mutlaka istinaf/temyiz konusu yapın.

22- Savunmanızı destekleyecek yada aleyhinize olan başka bir sanık yada tanık beyanına karşı tanıklar dinletmek isterseniz bunu ister savunmanızda sözlü olarak dile getirin, isterseniz de yargılama başlamadan önce dilekçe ile mahkemeye bildirin. Tanık dinletme hakkı savunma hakkınızın bir parçasıdır. Eğer tanıklarınızı Mahkeme dinlemek istemezse mahkemeden bu talebinizle ilgili mutlaka gerekçeli ara karar kurmasını talep edin ve bu konuyu da istinaf/temyiz konusu yapın.

23-Tutuklu kişilerde hüküm mutlaka sanığın yüzüne karşı okunmalıdır. Tutuklunun hazır olmadığı durumlarda müdafii hazır bile olsa mahkumiyet kararı verilip okunamaz. Hazır bulunduğunda ise karar açıkça okunmadan “mahkumiyet kararı veriyoruz, karar sana gelecek” gibi bir davranışı ve sözü asla kabul etmeyin. Ben kısa kararı istiyorum diye ısrarcı olun.

24- Yine hükümde yani yargılamayı bitirip  verilen kararda sanığın veya müdafiinin yüzüne yada yokluğunda verilip verilmediği tam olarak tutanağa doğru yazılmış mı? Karara karşı başvurulacak kanun yolu açıkça yer ve zaman bildirilerek yazılmış mı? Bunlar kontrol edilmelidir.

25- Kararda ceza artırma ve eksiltmeleri doğru yapılmış mı? Takdiri indirim uygulanmış mı, uygulanmamış ise yerinde gerekçeye dayandırılmış mı? Bu hususlar da kontrol edilmelidir. Eğer “sanığın kişiliği, tutum ve davranışları” gibi ya da “ilerde yeniden suç işlemeyeceğine dair olumlu kanaat oluşmadığından” gibi soyut gerekçesiz cümlelerle takdiri indirim maddesi olan TCK’nun 62. Maddesi uygulanmamışsa bunu mutlaka istinaf/temyiz konusu yapın. Gerekçe yazılmış ama doğru değilse de sebebiyle istinaf/temyiz de bunu mutlaka dile getirin.

25-Ceza belirlenirken alt hadden uzaklaşarak belirlenmişse bunun gerekçesi mutlaka yazılmalıdır.  Aynı şekilde “sanığın kişiliği, suçun işleniş şekli” gibi soyut ifadeler yeterli değildir. Ceza belirlenirken ölçülülük ve orantılılık ilkesine uyulmalıdır. Bu konu da kararın bozulmasını yada istinafta düzeltilmesini gerektirir bir konudur .