AİHM’YE DAHA ÖNCE BAŞVURU YAPIP DA BAŞVURULARI İÇ HUKUK YOLLARI HENÜZ TÜKETİLMEDİĞİ GEREKÇESİYLE REDDEDİLENLER NELER YAPABİLİR?

1- AİHM’ye ve diğer birçok uluslararası kuruluşa başvuru yapmanın ön koşulu, iç hukuk yollarının usulune (sürelere) uygun olarak tüketilmesi ve iç hukukta açılan davalarda hak ihlallerinin ileri sürülmüş olmasıdır. Kural bu olmakla birlikte, bu kuralın bazı istisnaları da bulunmaktadır. Örneğin, iç hukukta başvurulacak merci hukuken ve fiilen (pratikte) etkisiz ise, ihlali giderme yetkisi yoksa veya kararları bağlayıcı değilse, uygulanmıyorsa, o iç hukuk yolu etkisizdir. Artık etkisiz iç hukuk yolunu tüketmeden AİHM’ye başvuru yapılabilir. Etkisizlik açısından her şikayeti (hak ihlalini) ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Örneğin AYM’nin sadece tutuklama konusunda verdiği kararlar uygulanmazsa (şimdilik sadece) tutuklama konusundaki başvurular açısından AYM etkisiz kabul edilmelidir. Diğer konulardaki kararları uygulanırsa, örneğin mülkiyet hakkı ihlali durumunda bu türden kararlar uygulanıyorsa, mülkiyet hakkı açısından AYM’nin etkisiz olduğu söylenemez.

2- Etkili bir iç hukuk yolu zamanla etkisiz bir iç başvuru yoluna dönüşebilir. Örneğin, AİHS m. 5/4’e göre, tutuklamaya ilişkin başvurular hem derece mahkemeleri tarafından hem de AYM tarafından KISA SÜREDE (speedily) karara bağlanmalıdır. Derece mahkemeleri itiraz ve tahliye taleplerini 15 günden fazla bir sürede karara bağlarsa SPEEDİLY kriterine uygun karar verilmediği için AİHS m. 5/4 ihlal edilmiş olur. Bu süre AİHM kararlarına göre, AYM için çok daha uzun olsa da adil yargılanma hakkı (AİHS m. 6) anlamındaki MAKUL SÜREDEN her halükarda kısa olmak zorundadır. AİHM, AİHS’nin 6. maddesi anlamında makul sürede yargılanma hakkı açısından karmaşık olmayan tek dereceli bir yargılamada, ortalama 2,5 yılı aşan her yargılamayı MAKUL SÜREDE YARGILANMA HAKKININ ihlali olarak görmektedir. Makul sürede yargılanma hakkından farklı olarak, tutukluluğun hukuka uygun olup olmadığı açısından AYM önünde yapılacak tek dereceli yargılamada AİHS m. 5/4 anlamında “KISA SÜRE” (makul süre değil) çok daha kısa olmak zorundadır. AİHM, KISA SÜRE kavramını Anayasa Mahkemeleri açısından geçmişte incelemiş olup, Slovakya ve Çek Cumhuriyeti aleyhine verilen iki kararda, 8 aylık bir AYM incelemesi ile 18 aylık bir AYM incelemesini AİHS’nin 5/4 maddesini ihlal eder bulmuştur. Kısaca, AİHM geçmişte tutukluluk açısından 8 aylık süreyi aşan AYM yargılamalarını kısa sürede yapılmış kabul etmeyerek, ilgili AYM’nin etkili bir yol olmadığına karar vermiştir.

3- Ancak AİHM, Prof. Dr. Mehmet Altan ve Dr. Şahin Alpay aleyhine verdiği kararlarda, Anayasa Mahkemesinin 14 ay ve 16 aylık sürede yaptığı tutukluluk incelemelerini, “AYM’nin OHAL sonrası karşılaştığı iş yükü, başvuruların karmaşık olması, bu hususta verilen ilk kararlar olması” gibi bazı gerekçelere dayandırarak, “KISA SÜREDE KARARA BAĞLAMA İLKESİNİ” ihlal etmediğine hükmetmiştir. Kararda kullanılan gerekçeden çıkarılacak sonuç şudur: Her ne kadar 14 ve 16 aylık süreler AİHM tarafından makul bulunmuşsa da, artık bundan sonra bu husustaki ilk kararlar verildiği için, AYM’nin karşılaştığı iş yükü artık azaldığı için (80 000 civarında KHK ile ihraç edilenlerin başvuruları Temmuz 2017’de reddedildiği için), benzer türdeki diğer başvuruların karmaşık gözüken bir yanı kalmadığı için, bu konuda prensip kararı verildiği için, bu süreler bundan sonra daha da aşağı çekilebilir. Ancak başvurucular bu gerekçeleri kullanarak, daha kısa olan süreleri, örneğin 12 ay, KISA SÜRE kriterine uymadığı için hem AİHS m. 5/4’ün ihlal ettiğini ileri sürmeli hem de bu nedenle AYM’nin tutuklama açısından etkisiz bir başvuru yoluna dönüştüğünü göstererek AİHM’ye başvurmalıdırlar. Bu sonucu çıkarmamızın ana nedeni bir taraftan AİHS m. 5/4’te kullanılan dil (KISA SÜRE – SPEEDILY) hem de AİHM’nin bu konuda geçmişte 8 aylık inceleme konusunda verdiği ihlal kararıdır.

4- Tüm bu açıklamalar, “bugüne kadar önce AYM’ye sonra da AİHM’ye tutukluluk konusunda başvuru yapıp da başvuruları AYM önünde derdest olmasına rağmen, AİHM tarafından iç hukuk tüketilmediği gerekçesiyle reddedilenler yeniden hangi şartlarda AİHM’ye başvuru yapabilir?” sorusuna cevap vermek için yapıldı.

5- İlk olarak belirtmeliyiz ki, AİHM’ye yaptığınız herhangi bir başvurunuz İÇ HUKUK YOLLARI TÜKETİLMEDİĞİ gerekçesiyle reddedilirse, iç hukuku tüketip AİHM’ye yeniden başvuru yapabilirsiniz. Ayrıca iç hukuk henüz tüketilmemiş olsa da, bir süre sonra iç hukukun etkisiz olduğu maddi bulgularla ortaya çıkarsa, delillerini ve gerekçelerini sağlam şekilde yazarak yeniden AİHM’ye başvuru yapabilirsiniz. Bunun önünde hiçbir engel yoktur. Ancak taciz oluşturur şekilde aynı konuda hiçbir değişiklik yapmadan AİHM’ye başvuru yapıp durmak ret nedenleri arasındadır. Örneğin birkaç ay içinde 4-5 başvuru formunu gönderip durmak başvurunun reddine sebep olabilir. Ancak aynı konu da olsa, şikayetleriniz farklı ise, bu durumda yeni bir başvuru formu ile yeni başvuru yapabilirsiniz. Örneğin, bir kişinin dernek üyesi olduğu için tutuklandığı hususta, bu kişi önce “makul şüphe olmadan tutuklandığını (AİHS m. 5/1c) ve bu durumun ayrıca örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiğini (AİHS m. 11)” ileri sürerek AİHM’ye başvuru yapabilir. Bir süre sonra da “AYM’ye yaptığı başvurunun KISA SÜREDE karara bağlanmadığını (AİHS m. 5/4) ve makul sürede tutukluluğun sona ermediğini (AİHS m. 5/3)” de ileri sürerek AİHM’ye ikinci bir başvuru daha yapabilir. Kısaca AİHM ve AYM açısından her bir şikayeti (hak ihlalini) ayrı bir dava açıyormuş gibi değerlendirerek hareket etmek gerekir. Ayrıca iç hukuk yollarının tüketilmesi şartını da her bir şikayet açısından ayrı ayrı düşünmek ve tüketmek gerekir. 30 gün ve 6 aylık başvuru sürelerini de her bir şikayet açısından ayrı ayrı hesaplayarak hareket etmekte yarar vardır.

6- BU AÇIKLAMALAR IŞIĞINDA BAŞVURUCULARIN SİTEMİZE GÖNDERDİĞİ SORULARA CEVAP OLARAK ŞUNLARI ÖNERMEKTEYİZ:

a) Tutuklama konusunda önce AYM’ye başvurup bir süre sonra da AİHM’ye başvuru yapıp da, AİHM’nin başvuruyu reddettiği yönünde cevap alan ve AYM’nin hâlâ karar vermediği bir başvuruda, “eğer AYM’ye yapılan başvurunun üzerinden ortalama 12 ay civarında bir süre geçmişse, yukarıda yazılan gerekçeler de kullanılarak” AİHM’ye yeni başvuru yapılabilir. Başvuru formunun 10. sayfasında şu gerekçelere de yer verilebilir: “Başvurucunun suçlandığı faaliyetler tamamen yasal faaliyetler olup, işlendiği zaman suç dahi oluşturmayan, AİHS’nin bir çok maddesi gibi 7. maddesini de açıkça ihlal eden faaliyetlerdir. Başvurucu, derneğe/sendikaya/ üye olduğu için, yasal bir derneğe geçmişte bağış yaptığı için, yasal bir okula çocuğunu gönderdiği için, VE/VEYA paylaştığı bir tweet (şiddet içermeyen) nedeniyle tutuklanmış olup, başvurucunun dosyası AYM’nin karara bağlaması için son derece basit bir dosyadır. Aradan geçen 12 aya rağmen AYM bu basit dosyada henüz karar verememiştir. AYM 2017 yılında OHAL nedeniyle yapılan başvuruların neredeyse büyük çoğunluğunu karara bağlamıştır ve artık iş yükü gerekçesine dayanılamaz. Ayrıca iş yükü gerekçesi bir yere kadar kabul edilebilir; OHAL ilan edileli yaklaşık iki yıl olmuş olup, iş yükünün artacağı düşünülerek AYM tarafından bazı tedbirler alınabilirdi. Devletin üzerine düşen yükümlülüğü yapmaması başvurucuya yüklenemez. … Tüm bu nedenlerle somut olayda AYM 12 aydan fazla bir sürede karar vermediği için AİHS anlamında etkisiz bir başvuru yoluna dönüşmüştür. Bu nedenle AYM kararı beklenmeden AİHM’ye başvurulmuştur.” Benzer gerekçelerle AİHS’nin 5/4 maddesinin ihlal edildiği de ileri sürülmelidir.

b) Kısaca tutuklama konusuda önce AYM’ye sonra da AİHM’ye başvuru yapıp, AİHM başvuruları reddedilenler, yeni gerekçelerle ve yukarıdaki şartları göz önünde bulundurarak, AİHM’ye yeni başvuru yapabilirler. Bu durumu başvuru mektubunda açıklamalarında da yarar vardır.
Kural olarak AİHM’nin herhangi bir nedenle reddettiği bir başvuruda, eğer başvuru formunda ileri sürülen şikayetlerden (sayfa 8 ve 9) herhangi biri ya da birkaçı açısından 6 aylık başvuru süresi kaçırılmamışsa (örneğin aynı başvuru AYM önünde hala derdestse), başvuru formu usule uygun olarak yeniden doldurulup AİHM’ye yeni başvuru yapılabilir. Örneğin başvurucunun imzasının eksik olduğu gerekçesiyle reddedilen bir başvuru, 6 aylık süre kaçırılmamışsa, eksiksiz olarak doldurma ve imzalama kaydıyla yeni başvuru yapılabilir.

c) Eğer TUTUKLAMA konusundaki başvurunuz AYM tarafından reddedilmişse, AYM’nin ret gerekçeleri çürütülerek 6 ay içinde artık AİHM’ye başvuru yapabilirsiniz. Bu durumda iç hukuk yolları tüketilmiş olup, eğer AYM kararının gerekçelerini çürüten argümanlarla AİHM’ye başvuru yaparsanız, başvurunuz artık esastan incelenir.

d) Ancak yukarıda yazılanların tamamı sadece TUTUKLAMA konusuna özgüdür. Diğer bir ifade ile sadece AİHS m. 5 ile ilgilidir.

e) Unutulmamalıdır ki, AYM ve AİHM’ye hak ihlali oluşturan her konuda ayrı ayrı birden çok başvuru yapabilirsiniz. Örneğin, gözaltında işkence ve kötü muamele nedeniyle, iç hukukta şikayette bulunma ve bir süre bekleme şartıyla AİHS’nin 3. maddesinin ihlali gerekçesiyle başvuru yapabilirsiniz (İLK BAŞVURU). Tutuklu iken cezaevi şartlarının insanlık dışı muamele oluşturması (kalabalık veya mutlak tecrit, soğuk, nemli, hasta, yaşlı gibi unsurlarla) nedeniyle AİHS’nin 3. maddesinin ihlali gerekçesiyle de başvuru yapabilirsiniz (İKİNCİ BAŞVURU). Cezaevinde mektuplarınızın sürekli okunması (GÖRÜLDÜ mührü) nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle de infaz hakimi ve ACM’ne itiraz ederek AYM ve sonra AİHM’ye başvuru yapabilirsiniz (ÜÇÜNCÜ BAŞVURU). Tutuklama nedeniyle ayrı bir başvuru yapabilirsiniz (DÖRDÜNCÜ BAŞVURU). Yargılama sona erip Yargıtay’ın onama kararı ile mahkumiyetin kesinleşmesi sonrası bu kez ADİL YARGILANMA HAKKININ İHLALİ (AİHS m. 6) nedeniyle de başvuru yapabilirsiniz (BEŞİNCİ BAŞVURU). Bu başvuruların bazılarını birlikte de yapabilirsiniz; yeter ki gerekçeleriniz sağlam ve dayanaklı olsun. Başvurucuya düşen her bir başvuruyu AYM ve AİHM’ye sunduktan sonra takip etmesi ve zamanı geldiğinde Hükümet görüşlerine cevap vermesidir. Bu açıdan başvuruların güvenilir bir avukat aracılığıyla takibi önemlidir.

f) Eğer adil yargılanma hakkı (AİHS m. 6) ihlali nedeniyle AYM’ye ve/veya AİHM’ye başvuru yaptıysanız, henüz Yargıtay’ın onama kararı yoksa, bu başvurular her iki mahkemece de reddedilebilir. Eğer Yargıtay kararı olmadan başvuru yaptıysanız ve bu arada Yargıtay mahkumiyet kararını onadıysa, onama kararını AYM dosyanıza girmesi için AYM’ye usule uygun olarak gönderiniz.

g) Yargıtay kararı olmadan ADİL YARGILAMA HAKKI ihlalleri nedeniyle AYM’ye başvuru yaptıysanız ve bu mahkeme başvurunuzu reddettiyse, Yargıtay’ın onama kararının tebliğinden itibaren 30 gün içinde AYM’ye yeni başvuru yapabilirsiniz.

h) Son olarak sitemize gönderdiğiniz sorularda net olarak hangi konuda hangi gerekçe ile AYM veya AİHM’ye başvurduğunuzu belirtip soru sorarsanız daha net cevaplar yazabiliriz. Tutukluluk konusundaki bir başvurunuz nedeniyle soru soruyorsanız, bu durumu mutlaka belirtmelisiniz.
Adil yargılanma hususundaki başvurunuz reddedildiyse bu durumu sorunuza yazmalısınız.
Sitemizde henüz örnek bir adil yargılanma hakkı ihlalleri başvurusu yayınlanmadı; örnek başvuru formu kısa sürede hazırlanıp yayınlanacaktır.