Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Ibragim Ibragimov ve diğerleri / Rusya kararı

AİHM: Risale-i Nurların basımı ve dağıtımının yasaklanması ifade özgürlüğünü ihlal eder

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 28 Ağustos 2018 tarihli kararında, Risale-i Nurların basımı ve dağıtımını yasaklayan Rusya’yı, ifade özgürlüğünü ihlal etmekten mahkûm etti.

1- AİHM, 28 Ağustos 2018 tarihli Ibragim Ibragimov ve diğerleri / Rusya kararında, “meşhur bir Müslüman Türk teoloğu olan Said Nursi” tarafından yazılan “Risale-i Nur Kolleksiyonu (Risale-i Nur Collection) kapsamındaki eserlerin” basımını ve dağıtımını yargı kararı ile toptan yasaklayan Rusya’nın ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmetti.
2- AİHM kararında dikkat çeken hususlar şu şekilde ifade edilebilir:
3- Başvuruya konu olayda, Rus mahkemeleri, Said Nursi’nin eserlerinin extremist görüşler içerdikleri gerekçesiyle, 2007 yılında (tüm Risale-i Nur Kolleksiyonu) ve 2010 yılında (Onuncu Söz: Haşir Bahsi) basımını ve dağıtımını savcılığın talebi üzerine yasaklamıştı.
4- Başvurucular da (Rus vatandaşı olan bir gerçek kişi, bir editör ve bir dini dernek), Said Nursi’nin eserlerinin İslam’ın geleneksel ve ılımlı bir yorumunu yansıttığını ve Nursi’nin eserlerinin yasaklanmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdi.
5- AİHM, Rus mahkemelerinin, Nursi’nin eserlerinin yasaklanmasını gerekli kılan nedenleri açıklayamadığını, sadece dil uzmanı, psikoloji, filoloji ve felsefe uzmanlarının hazırladığı bilirkişi raporlarına dayandıklarını, eserleri doğrudan analiz edip kitapları ve problematik olarak değerlendirilen ifadeleri kendi kontekstinde incelemediğini tespit etmiştir. AİHM, Rus mahkemelerinin ifade özgürlüğünü ihlal eden kararlarındaki birçok eksikliği şu şekilde sıralamıştır:
6- İlk olarak, 2007 tarihli yargılamada Rus mahkemesinin basit bir şekilde sadece bilirkişilerin görüşlerine dayandığını, mahkemenin kendisinin doğrudan eserleri incelemediğini, hangi ifadelerin problematik olduğunu belirtmediğini, sadece bilirkişilerin ulaştığı sonuçları global olarak hatırlatmakla yetindiğini, bilirkişilerin ulaştığı sonuçların, dil ve psikolojik incelemenin ötesine geçtiğini ve bilirkişilerin hukuki nitelendirme yaptıklarını (yetkilerini aştıklarını) not etmiştir. AİHM bu çerçevede şu kuralı hatırlatmıştır: “Tüm hukuki sorunlar münhasıran (sadece) mahkemelerce çözüme kavuşturulması gerekir”; hukuki sorunların çözümü bilirkişilere bırakılamaz.
7- AİHM, ikinci olarak, Rus mahkemelerinin, Nursi’nin eserlerinin yayınlandığı konteksti, eserlerin niteliğini, ifadelerin formüle ediliş şeklini ve olumsuz sonuçlara yol açacak riskleri dikkate alarak, eserleri yasaklamanın gerekli olup olmadığını incelemediğini tespit etmiştir.
8- Üçüncü olarak ise, AİHM, başvurucuların yargılama süresince bilirkişi görüşlerine itiraz etme imkânı bulamadığını, ileri sürdükleri tüm argümanların mahkemelerce kısa bir gerekçe ile (incelenmeden) reddedildiğini saptamıştır. Reddedilen argümanlar arasında, “Nursi’nin eserlerinin ılımlı ve radikal olmayan görüşler içerdiğini, genel bir tolerans mesajı ve dinler arası iş birliği mesajı verdiğini ve şiddete karşı çıktığını” belirten Müslümanların din alanındaki otoritelerinin görüşleri de bulunmaktadır. AİHM, Rus mahkemelerinin bu uzman değerlendirmelerini, dil uzmanı ya da psikologlardan gelmediği gerekçesiyle, basitçe reddettiğini tespit etmiştir.
9- AİHM, 2010 yılındaki yasaklama ile ilgili olarak da, Risale-i Nur Kolleksiyonu’nda “Onuncu Söz: Haşir Bahsi”nde yer alan görüşlerin, Müslüman olmayanlara karşı saldırgan, küfürlü, aşağılayıcı ya da hakaret içeren ifadeler içermediğini, Rus mahkemelerinin bu ifadeleri kendi kontekstinde değerlendirmediğini, mahkemelerin hiçbir örnek dahi zikretmeden, sadece bilirkişi görüşlerinin sonuçlarına dayandığını ve “askeri teşbih ve temsile” (military metaphors) yer vermenin, bahse konu kitabın “nefret söylemi” veya “şiddeti teşvik” içerdiği sonucuna ulaşmak için yeterli olmadığını saptamıştır.
10- Son olarak, AİHM’ye göre, “eserin yazarının, okuyucuları dini inançları kabul etmeye ikna etme niyetinde olması, söz konusu kitabın yasaklanması için yeterli gerekçe olamaz.”
11- AİHM, Risale-i Nur Koleksiyonu’ndaki eserlerin 50’den fazla dile çevrildiğini, birçok ülkede yaygın bir şekilde bulunduğunu ve söz konusu eserlerin bu ülkelerde en küçük bir probleme dahi yol açmadığını belirttikten sonra, Said Nursi’nin eserlerinin yasaklanmadan önce Rusya’da 2000 yılından bu yana 7 yıl boyunca yayınlandığını da not etmiştir. AİHM, Rus mahkeme kararlarının tüm gerekçelerini birlikte değerlendirerek şu sonuca ulaşmıştır: “Rus mahkeme kararlarının gerekçeleri, Nursi’nin eserlerinin Rusya’da dinler arası şiddet ya da gerginliğe nasıl yol açabileceğini gösterememektedir; hatta kararlar, bu eserlerin yoğun şekilde yayınlandığı diğer ülkelerde de bu türden bir gerginlik veya şiddete yol açtığını gösteren herhangi bir gerekçe içermemektedir. Bu nedenle Risale-i Nur eserlerinin yayın ve dağıtımının yasaklanması ifade özgürlüğünü ihlal etmiştir”.
12- AİHM sonuç olarak Nursi’nin eserlerinin yasaklanmasının demokratik bir toplumda gerekli olmadığını ve söz konusu yasaklamanın AİHS’nin 10. Maddesini ihlal ettiğine hükmetmiştir.

IBRAGİM IBRAGİMOV VE DİĞERLERİ / RUSYA KARARININ DEĞERLENDİRİLMESİ:

AİHM’nin Rusya aleyhine verdiği ve yukarıda özetlenen karardan çok önemli üç temel sonuç çıkmaktadır:

1- AİHS’ye taraf devletler, “nefret söylemi” ve “şiddeti teşvik eden ifadeler” içermeyen hiçbir kitabın basımını ve dağıtımını yasaklayamaz. Yasaklar ise, ifade özgürlüğünü ihlal etmiş olur. Bireyler, bu türden ifade özgürlüğü kapsamında kalan kitapları bulundurdukları için hiçbir yaptırıma tabi tutulamaz.
2- Ibragim Ibragimov ve diğerleri / Rusya kararı kesinleştikten sonra, Risale-i Nur Koleksiyonunda bulunan eserlerin hiçbiri, AİHS’ye taraf hiçbir devlette artık yasaklanamaz. Bu karar, geçmişte bu eserleri okudukları veya evlerinde bulundurdukları için hapis cezalarına mahkûm edilen yüzlerce insanın, ifade özgürlüklerinin ihlal edilerek, haksız şekilde hapsedildiklerinin de açık bir kanıtıdır. Temel bir insan hakkını kullandıkları için hapsedildiklerinin de açık bir göstergesidir.
3- Bilirkişi raporlarının anlamı: Karardan çıkarılacak çok önemli sonuçlardan biri de, mahkemelerin bilirkişi raporlarını nasıl değerlendirmesi ve ne tür bir değer vermesi gerektiğine ilişkindir. Bu konu daha çok hukukçuları ilgilendirmekte olup, yukarıdaki özette yeterli bilgi bulunmaktadır.