BİR OYALAMA TAKTİĞİ OLARAK OHAL KOMİYONU

Giriş

Olağanüstü Hal İşlemlerini İnceleme Komisyonu (Komisyon) 23 Ocak 2017 tarihli Resmî Gazetede yayınlanan 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kuruldu. Bu KHK’de Komisyonun kuruluşu, yetki ve görevleri ile çalışma usul ve esasları düzenlenmiştir. Ayrıca Başbakanlık tarafından 12 Temmuz 2017 tarih ve 30122 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Tebliğde Komisyonun çalışma usulleri ve esaslarına dair ayrıntılar düzenlenmiştir. Üç kez değişikliğe uğrayan 685 sayılı KHK 01 Şubat 2018 tarihinde 7075 numaralı kanun olarak kanunlaşmıştır.

Komisyonun görevi, doğrudan KHK’ler ile tesis edilen bireysel işlemlere karşı yapılan itirazları karara bağlamaktır. Hükümet tarafından “yasaklı” olarak tanımlanan gruplarla ilişkileri olduğu gerekçesiyle KHK’ler ekinde isimlerine yer verilmek suretiyle kamudan ihraç edilen kişiler de Komisyona itirazda bulunabiliyor. Bu tür başvuruların Komisyona yapılan başvuruların yaklaşık % 90’nını oluşturduğu tahmin edilmektedir.

Bu çalışmamızda Komisyonun yapısı, çalışma usulü ve şu ana kadar sergilediği performans itibariyle Hükümetten bağımsız olup olmadığı ve beklentileri karşılayıp karşılamayadığı; dolayısıyla etkili etkili bir hukuk yolu olup olmadığı irdelenecektir.

Komisyon, Yapısı İtibariyle Hükümetten Bağımsız Değildir

Komisyon, yedi üyeden oluşmaktadır. Üyelerin üçü Başbakan tarafından (şuanda Cumhurbaşkanı tarafından), bir üye Adalet Bakanınca, bir üye İçişleri Bakanınca, iki üye ise Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından seçilmektedir.

Komisyon üyelerinin normal görev süresi iki yıldır.  Fakat, mevzuata göre hakkında yasaklı gruplara “üyeliği, mensubiyeti, iltisakı ya da bunlarla irtibatı” olduğu şüphesiyle adli veya idari soruşturma başlatılan üyenin üyeliğine derhal son verilir.

Venedik Komisyonu, olağanüstü hal tedbirlerinin incelenmesi için önerilen özel geçici kurulun bağımsız ve tarafsız olmasını tavsiye etmiştir.(1)

Ancak Komisyonun gerek oluşumu gerekse üyelerinin güvencesiz olması, onun hükümetten bağımsız bir kurum olmamasına neden olmaktadır. Zira yedi üyesinden beşi doğrudan hükümet tarafından, diğer iki üyesi ise hükümetin etkisi altında olan Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından seçilmektedir.

Daha da önemlisi, Komisyon üyelerinden biri salt “idari” nitelikteki bir soruşturma başlatılması dahi o üyenin görevine son verebilmesi için yeterlidir. Bu durum Komisyon üyelerinin ne derece güvencesiz olduğunu göstermektedir.

Komisyon üyelerinin atanmalarına ve görevden alınmalarına ilişkin bu hükümlerin, karar alma sürecini doğrudan etkileme tehlikesi bulunduğu açıktır. (2) Zira Komisyon üyelerinin, kendilerini atayan Hükümetten gelebilecek bu tarz bir baskıdan etkilenemeyecekleri söylenemez.

Komisyon Başvuruculara Etkin Savunma Hakkı Sunamamaktadır

Komisyonun çalışma usul ve esaslarına göre başvuru sahiplerinin, sözlü ifade verebilme veya tanık dinletme imkânı bulunmamaktadır. Ayrıca başvurudan önce veya sonra haklarındaki isnatları öğrenme ya da aleyhlerindeki delilleri görebilme imkânları bulunmamaktadır. Başvurular, Komisyonun tek taraflı olarak dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde karara bağlanmaktadır.

KHK’ler ile kamudan ihraç edilen kişiler, kişiselleştirilmiş gerekçe gösterilmeden sadece yasaklı gruplarla ilişkisi olduğu belirtilerek ihraç edildikleri için neyle suçlandıklarını bilmeden Komisyona başvuru yapmak zorunda kalmışlardır. Bu kişiler Komisyona başvururken ihraç nedenleri hakkında tahminde bulunmak durumunda kalmıştır. İhraç nedenlerinin öğrenilmesi amacıyla bilgi edinme hakkı kapsamında yapılan başvuruların tamamı, olağanüstü hal çerçevesinde alınan tedbirlerin Bilgi Edinme Kanunu kapsamı dışında olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.

Komisyonun çalışma usul ve esaslarına bakıldığında, kamu çalışanlarının görevden alınmasına ilişkin olarak Türk mevzuatındaki mevcut standartların oldukça gerisine düştüğü görülmektedir. Örneğin Anayasanın 129/2 maddesinde, memurlar ve diğer kamu görevlilerine savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca Devlet Memurları Kanunu’nun 129. maddesine göre hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memurun, soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme, sözlü veya yazılı olarak savunma yapma hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Oysa Komisyona yapılan başvurularda bu imkanların hiçbiri bulunmamaktadır.

Komisyonun uyguladığı çalışma usulleri, başvuru sahiplerinin haklarındaki isnadı bilme ve etkin bir itirazda bulunma imkânı sunamamaktadır. Başvuru sahiplerinin, ihraç edilme gerekçelerini bilmeden itirazda bulunmaya zorlanmaları, fiili olarak bu kişileri kendilerini, belli olmayan ve genelleşmiş ithamlara karşı savunma yapmak durumunda bırakmaktadır.(3)

Bu durum aynı zamanda Komisyonun adil bir karar verebilmesi için gerekli olan tüm bilgilere erişiminin olmaması anlamına da gelmektedir. Nitekim mevcut durumda başvurular, yalnızca hükümet organları tarafından sağlanan bilgi ve belgeler temelinde, kişilerin yasaklı gruplarla ilişkileri olup olmadığı yönünden değerlendirilmektedir.(4)

Komisyon, Hükümetin Keyfi İcraatlarını Otomatik Onaylayan Bir Mekanizmadır

Tebliğde Komisyonun başvuruları, yalnızca başvurucuların yasaklı gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı yönünden inceleyeceği belirtilmiştir. Buna göre Komisyonun, başvuruları ulusal veya uluslararası mevzuata uygunluk yönünden inceleme yetkisi yoktur.

Esasında neyin ya da nelerin yasaklı gruplara “üyelik, mensubiyet, aidiyet, iltisak ya da bunlarla irtibat” teşkil edeceğine dair herhangi bir açıklık bulunmuyor. Komisyonun bu terimleri nasıl yorumladığı da belli değildir.

Uluslararası Af Örgütünün Ekim 2018 döneminde incelediği 100’ü aşkın ret kararında Komisyonun, kimi başvuru sahiplerinin yasaklı gruplarla “irtibat” halinde, kimilerinin ise hem “irtibat” hem de “iltisak” halinde olduğuna karar verdiği gözlemlenmiştir.

Meydana geldiği tarihte tamamen hukuka uygun olan zararsız fiillerin, Komisyon tarafından “yasaklı gruplarla irtibatlı/iltisaklı” olmayı ispatlayan birer delil olarak kabul edildiği görülmektedir. Sözü edilen fiiller şunlardır:

1- 25 Aralık 2013 tarihinden sonra “Bank Asya” adlı bankaya para yatırılması,

2- Bir akıllı telefon uygulaması olan “ByLock” adlı programın yüklenmesi,

3- Gülen Hareketi ile ilişkili olduğu iddia edilen bazı sendikalara üye olunması,

4- Gülen Hareketi ile ilişkili olduğu iddia edilen medya organlarına abone olunması,

5- “Kimse Yok Mu” adlı derneğe bağış yapılması,

6- Gülen Hareketi ile ilişkili olduğu iddia edilen kurum veya şirketlerde çalışmış olmak,

7- Gülen Hareketi ile ilişkili olduğu iddia edilen özel okullara çocuğunu göndermek.

Burada söz konusu olan banka, dernek, sendika, okul, şirket ve medya organlarının tamamı geçmişte gerekli izinler alınarak kurulmuş ve 15 Temmuz 2016 tarihine kadar yasalara uygun şekilde faaliyet göstermiştir. Tüm bu kurum ve şirketler 15 Temmuz 2016 tarihinden sonra hükümet tarafından KHK’lerle kapatılmıştır. Bu tarihe kadar bu kurumların yasadışı bir faaliyette bulunduğu ya da buradaki faaliyetlerin suç teşkil ettiğine dair herhangi resmi bir belirleme bulunmamaktadır.

Ancak tüm bu fiillerin gerçekleştirildikleri dönemde yasal oluşuna Komisyon tarafından önem verilmemektedir. Komisyon, bu fiillerde bulunan kişilerin, terör faaliyeti kapsamında bilinçli olarak davrandıklarını varsaymaktadır. Bu nedenle kastın varlığını ve faaliyetin hukuka aykırı olduğunu gösteren herhangi bir kanıt aramamaktadır. Sayılan eylemlerden herhangi bir tanesini gerçekleştirmek ihraç işlemi için yeterli bir delil olarak kabul edilmektedir.

Örneğin, geçmişte kanuna uygun olarak faaliyet gösteren, ancak olağanüstü hâl ilanından sonra yasaklanan bir sendikaya üye olmak, tek başına ihraç işlemini haklı kılmaya yetecek bir delil olarak kabul edilmektedir.

Kısacası, Komisyon, bir süre öncesine kadar kendileriyle ilişki kurulması yasal olan kurum ve organlarla geçmişte herhangi bir şekilde etkileşim içinde olmuş olmayı, yasaklı gruplarla irtibatlı sayılmak için yeterli bir delil olarak değerlendirmektedir. Örneğin, hakkında savcılık tarafından takipsizlik kararı verilen bir kişinin başvurusu, 2005-2008 döneminde Sürat Kargo Lojistik ve Dağıtım Anonim Şirketinde çalıştığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Kararda şöyle denilmiştir: “Başvurucunun FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan kurumda çalışma kaydının bulunması, şahsın mezkûr örgütle irtibatını göstermektedir.”(5)

Hatta Komisyon, Gülen Hareketi ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle kapatılmış bir sağlık merkezinde geçmişte tedavi olmuş olmayı dahi ret sebebi olarak değerlendirmektedir.(6)

Komisyonun, bir kısım kararlarında “çevresel araştırmalar” veya “personel bilgi dosyası” gibi argümanlarla bazı başvuruları ret ettiği görülmektedir. Örneğin bir kararında Komisyon sadece şu gerekçe ile başvuruyu ret etmiştir: “Kurumu tarafından Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasında, en son görev yaptığı birim tarafından başvurucunun FETÖ/PDY Terör Örgütü ile bağlantısı-ilişkisi olduğu yönünde güvenilir kaynaklara dayalı çevresel araştırma bilgisi bulunduğu bildirilerek, başvurucu ile ilgili kurum içi araştırmalarda da FETÖ/PDY Terör Örgütü ile iltisaklı olduğu yönünde kurum kanaatine varıldığının bildirildiği tespit edilmiştir.”(7)

Bu argümanlar, adından da anlaşıldığı üzere yasal birer delil olmayıp aksine bunlar, ya kurumların kendi personeli hakkında oluşturduğu fişlemelerden ya da istihbarat birimlerinin ilgililer hakkında topladığı bilgilerden oluşmaktadır. Ancak Komisyon bu tarz yasadışı fişlemeleri kararlarında esas almakta hatta yargı kararlarının önünde tutmaktadır. Bir kararında Komisyon, savcılıkça hakkında takipsizlik kararı verilen ve kurum görüşü dışında aleyhinde hiçbir delil bulunmayan kişinin başvurusunu, kurum görüşünü gerekçe göstererek ret etmiştir.(8)

Komisyon, delil eşiğini o denli düşük tutmaktadır ki, fiili olarak ispat külfetini başvuru sahibine yıkarak yasaklı bir grupla irtibatı ya da ilgisi bulunmadığını ortaya koymasını beklemektedir.(9)

Komisyon, kararlarında gerekçelere yer veriyor görünse de, bunlar aslında bütün kararlarda geçen şablon ifadelerdir. Kararların “başvurunun değerlendirilmesi” başlıklı kısımlarında neredeyse birebir aynı metinler yer almakta ve bireysel duruma ya da koşullara ilişkin bir değerlendirmeler bulunmamaktadır.

Örneğin, Uluslararası Af Örgütünce Ekim 2018 döneminde incelenen ve 25 Aralık 2013 tarihinden sonra Bank Asya’ya para yatırmanın delil olarak gösterildiği 62 kararın tamamında Komisyon, başvuru sahibinin otomatik olarak “örgüt liderinin talimatı doğrultusunda finansal destek mahiyetinde” ilgili bankaya para yatırdığı sonucuna varmıştır. Bu kararların hiçbirinde kişilerin Fethullah Gülen’in vermiş olduğu iddia edilen bu talimattan haberi olup olmadığı ya da bir kişinin belli bir bankaya mevduat yatırmasının başka ne türlü nedenleri olabileceği sorgulanmamıştır.

Sonuç

Komisyona toplam 125 bin başvuru yapılmıştır. Ekim 2018 sonu itibariyle toplam 42 bin başvuruyu karara bağlayan Komisyon sadece 3 bin başvuruyu kabul etmiş, 39 bin başvuruyu ise ret etmiştir. 83 bin başvuru ise incelenme sırası beklemektedir.(10)

Buna göre 12 Temmuz 2017 tarihinde faaliyete başlayan ve iki yıl için kurulan Komisyonun aradan geçen bir yıldan fazla sürede başvuruların sadece %33’ünü karara bağladığı, karara bağladığı başvurulardan sadece %7’sini kabul ettiği görülmektedir.

Sonuç olarak, Komisyon görünüşte kamudan ihraç edilen kişilere çözüm yolu olmak üzere kuruldu. Ancak bu kişilere etkin bir itiraz imkânı sunamadığı gibi yasal ve zararsız faaliyetleri, “yasaklı gruplarla” irtibat delili olarak gösteren hükümet kararlarını tasdik etmekten başka bir şey yapmamıştır.

Dolayısıyla da Komisyon, aslında hükümetin KHK’ler marifetiyle gerçekleştirdiği hukuksuz işlemleri otomatik olarak onaylayan bir mekanizma olmakla kalmayıp, aynı zamanda ihraç edilen kişilerin etkin bir hukuk yoluna başvurabilmek için tüketmesi gereken süreyi de uzatmaktadır.

Dipnotlar;

1-Venedik Komisyonu, 15 Temmuz Başarısız Darbe Girişiminin Ardından Çıkarılan 667 ilâ 676 Sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnameleri Hakkında Görüş, 12 Aralık 2016, 222. paragraf

2-https://www.amnesty.org.tr/public/uploads/files/Dismissals%20report_TR%20version%281%29.pdf 2
3-Uluslararası Af Örgütünün adı geçen raporu.
4-Uluslararası Af Örgütünün adı geçen raporu.
5-Komisyonun 2018/30153 sayılı kararı: https://www.memurlar.net/haber/782258/ohal-komisyonundan-10-yil-oncesi- 5 surat-kargo-calismasi-icin-karar.html
6– https://twitter.com/gergerliogluof/status/1064391169411567617
7-Komisyonun 2018/34945 sayılı kararı: https://www.memurlar.net/haber/783287/ohal-komisyonu-ndan-dosyasinda-sadece-kurum-kanaati-olan-personel-hakkinda-karar.html
8-https://www.memurlar.net/haber/773373/ohal-komisyonu-takipsizlik-dosyalarinda-kurum-kanaatine-nasil-yaklasiyor.html
9-Uluslararası Af Örgütünün adı geçen raporu.

10-http://www.hurriyet.com.tr/amp/gundem/ohal-komisyonu-3-bin-kisi-goreve-iade-edildi-41013488

Bir oyalama taktiği olarak OHAL_Komisyonu (pdf)